<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Sağlık - NPNHaber - Kıbrıs Haberleri</title>
	<atom:link href="https://npnhaber.com/category/saglik/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://npnhaber.com</link>
	<description>Kıbrıs İnternet Haber</description>
	<lastBuildDate>Sat, 09 Nov 2024 13:28:28 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9</generator>

<image>
	<url>https://npnhaber.com/wp-content/uploads/2023/04/cropped-profile-image-fb-page-npnhaber-32x32.jpg</url>
	<title>Sağlık - NPNHaber - Kıbrıs Haberleri</title>
	<link>https://npnhaber.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Adana&#8217;da beyin ölümü gerçekleşen kişinin organları 5 hastaya umut olacak</title>
		<link>https://npnhaber.com/turkiye/2024/adanada-beyin-olumu-gerceklesen-kisinin-organlari-5-hastaya-umut-olacak/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 09 Nov 2024 13:28:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://npnhaber.net/?p=153070</guid>

					<description><![CDATA[<p>Adana&#8217;da tedavisinin sürdüğü sırada 33 yaşında beyin ölümü gerçekleşen kişinin organları 5 hastaya umut olacak. Adana’da Fevzipaşa Mahallesi&#8217;nde 27 Ekim&#8217;de yolda yürürken fenalaşarak baygınlık geçiren ve 5 Ocak Devlet Hastanesine kaldırılan 33 yaşındaki erkek hastanın, yeterince oksijen almaması sonucu &#8220;hipoksik iskemik ensefalopati&#8221; rahatsızlığı nedeniyle beyin ölümü gerçekleşti. Hastanenin organ nakli birimi, baba Ahmet Emin Gezen &#8230;</p>
<p>The post <a href="https://npnhaber.com/turkiye/2024/adanada-beyin-olumu-gerceklesen-kisinin-organlari-5-hastaya-umut-olacak/">Adana’da beyin ölümü gerçekleşen kişinin organları 5 hastaya umut olacak</a> first appeared on <a href="https://npnhaber.com">NPNHaber - Kıbrıs Haberleri</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Adana&#8217;da tedavisinin sürdüğü sırada 33 yaşında beyin ölümü gerçekleşen kişinin organları 5 hastaya umut olacak.</p>



<p>Adana’da Fevzipaşa Mahallesi&#8217;nde 27 Ekim&#8217;de yolda yürürken fenalaşarak baygınlık geçiren ve 5 Ocak Devlet Hastanesine kaldırılan 33 yaşındaki erkek hastanın, yeterince oksijen almaması sonucu &#8220;hipoksik iskemik ensefalopati&#8221; rahatsızlığı nedeniyle beyin ölümü gerçekleşti.</p>



<p>Hastanenin organ nakli birimi, baba Ahmet Emin Gezen ve diğer aile bireyleriyle görüşerek organ bağışı için izin istedi.</p>



<p>Ailesinin onay vermesinin ardından hastanın iki böbreği, karaciğeri, kalbi ve korneaları operasyonla alındı.</p>



<p>Organlar İstanbul, Gaziantep, Çanakkale ve Adana&#8217;da tedavileri süren 5 hastaya nakledilecek.</p>



<p><strong>&#8220;BENİM ÜZÜNTÜM ONLARIN BAYRAMI OLACAK&#8221;</strong></p>



<p>Baba Ahmet Emin Gezen, oğlunun beyin ölümünün gerçekleşmesi nedeniyle üzüntü duyduğunu söyledi.</p>



<p>Bağışlanan organların başkalarını sevindireceğini belirten Gezen, &#8220;Benim üzüntüm onların bayramı olacak. Bunu bilmek benim acımı biraz daha hafifletiyor. Allah&#8217;ın verdiği emaneti ben de onlara emanet ediyorum.&#8221; dedi.</p>



<p><strong>&#8220;ORGANLARI, BAŞKA İNSANLARA CAN VERMESİ İÇİN YURDUN ÇEŞİTLİ İLLERİNE YOLA ÇIKTI&#8221;</strong></p>



<p>Operasyonun gerçekleştirildiği 5 Ocak Devlet Hastanesinin Başhekimi Uzman Dr. Fatih Tepe, &#8220;Organ ve Doku Bağışı Haftası&#8221; dolayısıyla bağış yapmanın önemini vurguladı.</p>



<p>Organları alınan hastayla ilgili yürütülen süreci anlatan Tepe, şöyle konuştu:</p>



<p>&#8220;Aniden yere yığılıp bayılan bir hastamız ekipler tarafından acile getirildi. Yaklaşık 10 gündür yoğun bakımda yatan hastamızın beyin ölümü gerçekleştiği için ailenin onayı alınarak, organları başka insanlara can vermesi için yurdun çeşitli illerine yola çıktı. Organ ve Doku Bağışı Haftası&#8217;na denk gelmesi de ayrıca çok önemli. Bağışlayacağımız her bir organ başka bir insanın hayatına ve onun ailesine can veriyor. Mutlaka bu konuda duyarlı olalım.&#8221;</p>



<p><strong>&#8220;HASTAMIZIN KALBİNİ İSTANBUL&#8217;DA BAŞKA BİR HASTAMIZA NAKLEDECEĞİZ&#8221;</strong></p>



<p>Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Oğuz Konukoğlu da nakil bekleyen bir hastası için İstanbul&#8217;dan Adana&#8217;ya geldiklerini ifade etti.</p>



<p>Konukoğlu, yapılan organ bağışıyla nakil bekleyen hastalara umut olunacağını dile getirerek, şunları kaydetti:</p>



<p>&#8220;Kalp nakli için geldik. Hastamızın kalbini İstanbul&#8217;da başka bir hastamıza nakil edeceğiz. İnsanların hayatını kaybetmesi üzücü bir şey ama onun organlarının başka insanlarda yaşaması, başka insanlara umut olması da bir yandan güzel bir şey. Türkiye&#8217;de belli organları çalışmadığı için hayatlarını ya makinelere bağlı olarak sürdüren ya da hastaneye bağlı olarak yaşayan birçok hasta var. Organ bağışı arttıkça bu insanlar için umut oluyor, bu son derece önemli.&#8221;</p><p>The post <a href="https://npnhaber.com/turkiye/2024/adanada-beyin-olumu-gerceklesen-kisinin-organlari-5-hastaya-umut-olacak/">Adana’da beyin ölümü gerçekleşen kişinin organları 5 hastaya umut olacak</a> first appeared on <a href="https://npnhaber.com">NPNHaber - Kıbrıs Haberleri</a>.</p>]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Böbrek sağlığı için çocukların güne 1 bardak su içerek başlaması öneriliyor</title>
		<link>https://npnhaber.com/turkiye/2024/bobrek-sagligi-icin-cocuklarin-gune-1-bardak-su-icerek-baslamasi-oneriliyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 24 Sep 2024 09:13:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://npnhaber.net/?p=150398</guid>

					<description><![CDATA[<p>Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Tıp Fakültesi Çocuk Nefrolojisi ve Çocuk Romatolojisi Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mukaddes Kalyoncu, &#8220;Çocuklar güne bir bardak suyla başlasın, gün içinde tüketeceği sıvıyı sabahtan itibaren belli saatlere kadar tüketsin, daha sonra tüketmesini istemiyoruz.&#8221; dedi. Prof. Dr. Kalyoncu, su içmenin yararları ve böbrek sağlığı üzerine AA muhabirine, tüm organların iyi çalışabilmesi &#8230;</p>
<p>The post <a href="https://npnhaber.com/turkiye/2024/bobrek-sagligi-icin-cocuklarin-gune-1-bardak-su-icerek-baslamasi-oneriliyor/">Böbrek sağlığı için çocukların güne 1 bardak su içerek başlaması öneriliyor</a> first appeared on <a href="https://npnhaber.com">NPNHaber - Kıbrıs Haberleri</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Tıp Fakültesi Çocuk Nefrolojisi ve Çocuk Romatolojisi Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mukaddes Kalyoncu, &#8220;Çocuklar güne bir bardak suyla başlasın, gün içinde tüketeceği sıvıyı sabahtan itibaren belli saatlere kadar tüketsin, daha sonra tüketmesini istemiyoruz.&#8221; dedi.</p>



<p>Prof. Dr. Kalyoncu, su içmenin yararları ve böbrek sağlığı üzerine AA muhabirine, tüm organların iyi çalışabilmesi için suya ihtiyaç olduğunu söyledi.</p>



<p>Su içmenin yararlarının çok fazla bilinmediğini dile getiren Kalyoncu, &#8220;Su içmek tüm vücudumuz için gerekli olmakla birlikte cildimiz, bağırsaklarımız ve böbreklerimiz için ayrıca önemlidir. Yeterince sıvı tüketilmediğinde cildimiz erken yaşlanır, ciddi kabızlık sorunu yaşayabiliriz ve böbrek yetmezliği gelişebilir.&#8221; ifadesini kullandı.</p>



<p>Kalyoncu, küresel ısınmayla her geçen gün sıcaklıkların arttığı günümüzde yeterince su tüketiminin daha da önem kazandığına işaret ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>



<p>&#8220;Sıcakların da artmasıyla yakın geçmişte ve halen yeterli sıvı almadıkları için böbrek yetmezliği nedeniyle yatırdığımız hastaların sayısında artış yaşamaktayız. Akut böbrek yetmezliği geçiren bir hasta ileride kalıcı böbrek yetmezliği gelişme riski ile karşı karşıya kalabileceğinden yakın izlenmesi gereken hasta durumuna gelebilir. İşte bu yüzden &#8216;suyu ne kadar seviyorsanız böbreğinizi de o kadar seviyorsunuz demektir&#8217; diyoruz.&#8221;</p>



<p>&#8211; &#8220;Böbreğinizi seviyorsanız güne bir bardak su ile başlayın&#8221;</p>



<p>Gerektiğinden fazla su tüketiminin de istenen bir durum olmadığına dikkati çeken Kalyoncu, şunları kaydetti:</p>



<p>&#8220;Günlük almamız gereken sıvı miktarı yani suyun yanı sıra içtiğimiz tüm sulu gıdalar erişkinler için 2-3 litre civarıdır. Çocukların farklı yaş gruplarında bu miktar değişmektedir. Aynı zamanda gün içinde daha hareketliysek çok terliyorsak ya da yüksek ateş durumlarında içmemiz gereken sıvı miktarı artacaktır. Vücuttan fazlaca sıvı kaybının olduğu aşırı kusma ve ishal gibi durumlarda daha fazla sıvı tüketmeliyiz. Tüketemediğimiz durumda damardan serum takılması gerekebilmektedir. &#8220;</p>



<p>Kalyoncu, sıvı derken su ve tüketilen tüm sulu gıdalardan söz ettiklerini belirterek, &#8220;Tükettiğimiz sıvının büyük kısmı su olmalıdır. Bunun dışında içtiğimiz çorba, ayran ve soda da bu sıvılar arasında olabilir. Fazla tüketilen karpuz, kahve ve çay gibi idrar söktürücü özelliği olan sıvıları, suyun yerini alamadığı için az miktarda tüketmeliyiz.&#8221; dedi.</p>



<p>Bazı kişilerin su tüketiminde zorlandığını aktaran Kalyoncu, &#8220;Bunu arttırabilmek için aromalardan yararlanılabilir. Doğal olması açısından damak tadına göre suya birkaç saat öncesinde bırakılmış taze nane, maydanoz, zencefil, limon dilimi, kabuk tarçın ve tane karanfil gibi aromatik ürünler işe yarayabilir. &#8216;Böbreğinizi seviyorsanız güne bir bardak su ile başlayın.&#8217; diyoruz.&#8221; diye konuştu.</p>



<p>&#8211; &#8220;Su tüketimini güne yaymak gerekiyor&#8221;</p>



<p>Prof. Dr. Kalyoncu, güne bir bardak su ile başlamanın çok önemli olduğunu vurgulayarak, &#8220;Genelde gün içinde fazla sıvı tüketilmeyip akşama doğru sıvı tüketimi artabiliyor. O zaman da tabii aslında bedene dinlenmesi gereken saatlerde iş verilmiş oluyor. Yani gece tuvalete kalkmalar oluyor ya da çocuklarda eğer iyi yönetilmezse altına kaçırmalar olabiliyor. O yüzden su tüketimini güne yaymak gerekiyor.&#8221; diye konuştu.</p>



<p>Bu nedenle güne bir bardak su ile başlanmasının önem arz ettiğine işaret eden Kalyoncu, şunları kaydetti:</p>



<p>&#8220;Belli saatten sonra da artık ne katı ne sıvı tüketimi olmasın. Çünkü katı tüketirse sıvı tüketmek isteyecek, onun da geceye yansıması olacak. Sonuçta bedenin dinlenmesi gereken saatte bir şeyler yiyip içmek aslında bedene zarar. O nedenle çocuk güne bir bardak suyla başlasın, gün içinde tüketeceği sıvıyı sabahtan itibaren belli saatlere kadar tüketsin, daha sonra tüketmesini istemiyoruz. Böbreğin de rahat edebilmesi için çocuk yatağa girmeden önce mutlaka tuvalete gitsin istiyoruz.&#8221;</p>



<p>Kalyoncu, okul dönemine yönelik de tavsiyede bulunarak, &#8220;Çocuklar okul dönemi boyunca su içmediği zaman bu kez içmesi gereken suyu akşama sarkmış oluyor. Okulda da içmezse o zaman akşama kalıyor ya da yetersiz sıvı tüketmiş oluyor. Bu çok çok önemli.&#8221; dedi.</p>



<p>Yeterince sıvı tüketebilmeleri için suluklarının tam dolu olmasının önemli olduğuna dikkati çeken Kalyoncu, &#8220;Yeterince su verilmesi gerekiyor ve onu aralıklı olarak yani yudum yudum içmek en doğrusu. Bazen böyle bir bardak iki bardak peş peşe su içiliyor. Aslında susayarak su içmek doğru değil. Susamadan, yudum yudum aralıklı olarak su içilmesi vücuda daha faydalı oluyor.&#8221; ifadelerini kullandı.</p><p>The post <a href="https://npnhaber.com/turkiye/2024/bobrek-sagligi-icin-cocuklarin-gune-1-bardak-su-icerek-baslamasi-oneriliyor/">Böbrek sağlığı için çocukların güne 1 bardak su içerek başlaması öneriliyor</a> first appeared on <a href="https://npnhaber.com">NPNHaber - Kıbrıs Haberleri</a>.</p>]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tamponlar kurşun, çinko ve arsenik gibi metaller içeriyor: Araştırma</title>
		<link>https://npnhaber.com/dunya/2024/tamponlar-kursun-cinko-ve-arsenik-gibi-metaller-iceriyor-arastirma/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 09 Jul 2024 09:29:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://npnhaber.net/?p=145471</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yeni bir çalışma, farklı tampon türlerinde 16 metal konsantrasyonu tespit etti. Yeni bir araştırmaya göre, kadınların adet (regl) döneminde kullandığı tamponlar; kurşun, arsenik ve çinko da dahil olmak üzere çeşitli metal konsantrasyonları içeriyor. Araştırmacılar, 14 farklı tampon markasında 16 metali değerlendirdi. Değerlendirilen tüm metallerde &#8220;ölçülebilir konsantrasyonlar&#8221; tespit edildi. Bu metaller arasında kurşun, kadmiyum ve arsenik &#8230;</p>
<p>The post <a href="https://npnhaber.com/dunya/2024/tamponlar-kursun-cinko-ve-arsenik-gibi-metaller-iceriyor-arastirma/">Tamponlar kurşun, çinko ve arsenik gibi metaller içeriyor: Araştırma</a> first appeared on <a href="https://npnhaber.com">NPNHaber - Kıbrıs Haberleri</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yeni bir çalışma, farklı tampon türlerinde 16 metal konsantrasyonu tespit etti.</p>



<p>Yeni bir araştırmaya göre, kadınların adet (regl) döneminde kullandığı tamponlar; kurşun, arsenik ve çinko da dahil olmak üzere çeşitli metal konsantrasyonları içeriyor.</p>



<p>Araştırmacılar, 14 farklı tampon markasında 16 metali değerlendirdi. Değerlendirilen tüm metallerde &#8220;ölçülebilir konsantrasyonlar&#8221; tespit edildi. Bu metaller arasında kurşun, kadmiyum ve arsenik gibi toksik metallerin yanı sıra diğer metallere kıyasla yüksek seviyelerde kalsiyum ve çinko yer alıyor.</p>



<p>Tamponlar genellikle pamuk veya suni ipekten üretiliyor ve adet kanamasını vücut içinde emmek için kullanılıyor.</p>



<p>Araştırmacılar, vajinanın &#8220;yüksek oranda emici&#8221; olması ve adet gören kişilerin yıllarca düzenli olarak kullanması nedeniyle ürünün potansiyel kimyasal maruziyet açısından özellikle endişe verici olduğu konusunda uyarıyor.</p>



<p>Öte yandan, bu metallerin insan sağlığını etkileyip etkilemeyeceğini belirlemek için daha fazla araştırmaya ihtiyaç duyulduğu da belirtiliyor.</p>



<p>Berkeley&#8217;deki California Üniversitesi&#8217;nde doktora sonrası araştırmacı olan ve çalışmanın başyazarı Jenni Shearston, Euronews Health&#8217;e e-posta üzerinden yaptığı açıklamada, &#8220;Bu çalışma, bir ilk adım çünkü tamponlarda metaller bulmuş olsak da, metallerin tamponlardan sızıp vücut tarafından emilip emilmediğini henüz bilmiyoruz. Tamponlardaki metallerin sağlığı etkileyip etkilemediğini de bilmiyoruz,&#8221; dedi.</p>



<p>&#8220;Bu nedenle tamponları incelemeye devam etmemiz gerçekten çok önemli çünkü çok sayıda kişi (adet görenlerin yaklaşık yüzde 52-86&#8217;sı) yıllardır tampon kullanıyor,&#8221; diye ekledi.</p>



<p>Araştırmacılar ayrıca, tamponlar arasında farklılıklar olduğunu, örneğin kurşun konsantrasyonlarının organik olmayan tamponlarda daha yüksek olduğunu, arseniğin ise organik olan tamponlarda daha yüksek olduğunu belirtti.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="h-regl-olan-kisiler-calisma-bulgulari-hakkinda-endiselenmeli-mi">Regl olan kişiler çalışma bulguları hakkında endişelenmeli mi?</h2>



<p>Amerika Birleşik Devletleri&#8217;ndeki (ABD) Pasifik Kuzeybatı Ulusal Laboratuvarı&#8217;nda analitik kimya ve enstrümantasyon alanında grup lideri ve kıdemli danışman olan Kabrena Rodda, Euronews Health&#8217;e gönderdiği e-postada, kadınların regl döneminde kullandığı ürünlerindeki metal ve kimyasal miktarını ölçen çalışmaların &#8220;önemli olduğunu ancak adet gören kişilerin endişelenmesi gerekip gerekmediğini söylemek için tek başına yetersiz olduğunu&#8221; söyledi.</p>



<p>Çalışmada yer almayan Rodda, bu malzemelerin kan dolaşımındaki miktarını ölçen daha ileri araştırmaların önemli olabileceğini ancak &#8220;adet ürünlerinde kullanılan emici malzemeler aynı zamanda giysilerde, havlularda, yatak çarşaflarında ve&#8230; diğer yaygın ev eşyalarında da kullanıldığı için&#8221; bunun karmaşık olabileceğini belirtti.</p>



<p>&#8220;İncelenen malzemelerin emilimi yüksek derecede gerçekleşse bile, aynı malzemeden yapılmış giysiler giymek gibi diğer yollarla maruz kalmanın kan seviyelerini ne ölçüde arttırdığını da araştırmamız gerekir,&#8221; diye ekledi.</p><p>The post <a href="https://npnhaber.com/dunya/2024/tamponlar-kursun-cinko-ve-arsenik-gibi-metaller-iceriyor-arastirma/">Tamponlar kurşun, çinko ve arsenik gibi metaller içeriyor: Araştırma</a> first appeared on <a href="https://npnhaber.com">NPNHaber - Kıbrıs Haberleri</a>.</p>]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Deniz suyu kalp sağlığına iyi geliyor</title>
		<link>https://npnhaber.com/dunya/2024/deniz-suyu-kalp-sagligina-iyi-geliyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 05 Jul 2024 09:26:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://npnhaber.net/?p=145055</guid>

					<description><![CDATA[<p>Denizdeki hidrostatik basınç ve suyun hareketli olmasının kan dolaşımını hızlandırarak kan basıncını düşürdüğünü ve kalp-damar sağlığı üzerine iyileştirici etki yaptığını söyleyen Kardiyoloji Uzmanı Dr. Mustafa Yaşan, “Yüzme vücuttaki hemen hemen her kas grubunu çalıştırarak kalp sağlığını iyileştirir, dolaşımı ve dayanıklılığı artırır” dedi. Deniz suyunun hayatımızı zenginleştiren, doğal şifa veren bir su olduğunu dile getiren Liv &#8230;</p>
<p>The post <a href="https://npnhaber.com/dunya/2024/deniz-suyu-kalp-sagligina-iyi-geliyor/">Deniz suyu kalp sağlığına iyi geliyor</a> first appeared on <a href="https://npnhaber.com">NPNHaber - Kıbrıs Haberleri</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Denizdeki hidrostatik basınç ve suyun hareketli olmasının kan dolaşımını hızlandırarak kan basıncını düşürdüğünü ve kalp-damar sağlığı üzerine iyileştirici etki yaptığını söyleyen Kardiyoloji Uzmanı Dr. Mustafa Yaşan, “Yüzme vücuttaki hemen hemen her kas grubunu çalıştırarak kalp sağlığını iyileştirir, dolaşımı ve dayanıklılığı artırır” dedi.</p>



<p>Deniz suyunun hayatımızı zenginleştiren, doğal şifa veren bir su olduğunu dile getiren Liv Hospital Samsun Kardiyoloji Kliniğinden Uzm. Dr. Mustafa Yaşan, deniz ve kalp sağlığı arasındaki ilişki hakkında bilgilendirmede bulundu.</p>



<p>Dünya yüzeyinin yüzde 68’inden fazlasını kaplayan tuzlu suyun insan sağlığına faydalarının bilimsel olarak inceleme konusu olduğuna dikkat çeken Kardiyoloji Uzmanı Dr. Mustafa Yaşan, insan vücudunun da benzer oranda bu değerli sıvıdan oluşmasının tesadüf olmadığını ifade etti. Uzm. Dr. Yaşan, deniz suyunun sağlığa faydalarını anlattı.</p>



<p><strong>“KALP SAĞLIĞINIZA İYİ GELİR”</strong></p>



<p>Denizdeki hidrostatik basınç ve suyun hareketli olmasının kan dolaşımını hızlandırarak kan basıncını düşürdüğünü ve kalp-damar sağlığı üzerine iyileştirici etkisinin olduğunu vurgulayan Uzm. Dr. Yaşan, şu bilgileri paylaştı:</p>



<p>“Yüzme vücuttaki hemen hemen her kas grubunu çalıştırarak kalp sağlığını iyileştirir, dolaşımı ve dayanıklılığı artırır. Su direnci havadan yaklaşık 44 kat daha fazla olduğundan denizde yüzmek, kalbi ve akciğerleri güçlendirmenin etkili bir yoludur. Yüzmek eklemlere fazla yük bindirmeyeceğinden her yaş ve fitness seviyesine uygundur. Sahilin sakin ortamı kan basıncını düşürmeye ve rahatlamayı teşvik ederek kardiyovasküler sağlığı daha da destekleyebilir. İster hafif bir yüzme, ister güçlü bir deniz egzersizi olsun, tuzlu suda olmanın kalp sağlığına faydaları önemli ve kalıcıdır.”</p>



<p><strong>“DENİZ SUYUNUN GENÇLEŞTİRİCİ ETKİSİ VARDIR&#8221;</strong></p>



<p>Deniz suyunun kişiyi yenilenmiş hissettirdiğini belirten Uzm. Dr. Yaşan, “Tuzlu sudaki yüksek magnezyum seviyeleri sayesinde denizin içinde veya yakınında olmak kaslarınızı ve sinir işlevlerinizi düzenlemenize, kan şekeri seviyenizi düzenlemenize ve hatta uykunuzu iyileştirmenize yardımcı olabilir. Bu çoğu zaman kendinizi yenilenmiş hissetmenize neden olur. Dalgaların ritmik sesleri aynı zamanda sirkadiyen ritminizi dengelemenize de yardımcı olur” dedi.</p>



<p><strong>“CİLDİNİZİ İYİLEŞTİRİR”</strong></p>



<p>Alkali bir su olan deniz suyunun magnezyum, çinko, demir ve potasyum gibi mineraller bakımından zengin olduğunu sözlerine ekleyen Uzm. Dr. Yaşan, “Bu mineraller iltihabı azaltmaya, cildimizi korumaya ve her türlü sıyrık, kesik veya yarayı iyileştirmeye yardımcı olabilir. Tuzlu su ayrıca selülit görünümünü azaltabilen lenf sıvısının akışını artırmada da etkilidir. Vücudumuzun çalışması ve gelişmesi için eser minerallere de ihtiyacı vardır. Öyle ki deniz suyu ihtiyacımız olan temel eser miktardaki besin maddelerinin çoğunu içerir. Bunlara magnezyum, manganez, kobalt, sodyum, kalsiyum, potasyum ve bor dâhildir. Ancak endişelenmeyin, bu eser mineralleri elde etmek için tuzlu su içmenize gerek yok. Denizin içinde veya yakınında olduğunuzda cildiniz tarafından vücudunuz tarafından emilirler” şeklinde konuştu.</p>



<p><strong>“NEFESİNİZE İYİ GELİR”</strong></p>



<p>Denizde yüzmenin nefes alıp verirken hissettiğimiz tıkanıklığın açılmasına yardımcı olabileceğine dikkat çeken Uzm. Dr. Yaşan, “Deniz suyu saman nezlesi, sinüzit ve astım semptomlarını hafifletebilir. Bunun nedeni denizdeki tuzlu suyun iltihabı azaltması ve vücudunuzun kendi sıvılarını taklit etmesidir. Deniz havası yüksek tuz içeriğine sahip olduğundan aslında daha yoğundur ve bu da nefes aldıkça boğazınızı ve&nbsp;<a href="https://www.kibrispostasi.com/keyword/110" target="_blank" rel="noreferrer noopener"></a><a href="https://www.kibrispostasi.com/keyword/110" target="_blank" rel="noreferrer noopener"></a><a href="https://www.kibrispostasi.com/keyword/110" target="_blank" rel="noreferrer noopener"></a><a href="https://www.kibrispostasi.com/keyword/110" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Solunum</a>&nbsp;sisteminizi temizleyeceği anlamına gelir. Sonuç olarak daha rahat nefes alınabilir ve daha kaliteli bir uyku uyumanıza neden olur. Deniz havasının nispeten daha serin olması nedeniyle gün içerisinde sizi daha uyanık ve enerjik tuttuğu da bilinmektedir” ifadelerini kullandı.</p>



<p>Deniz suyunun rahatlatıcı etkilerine de dikkat çeken Uzm. Dr. Yaşan, şu bilgileri paylaştı:</p>



<p>“Sahilde yalınayak yürürken hiç dünyayla barışık hissettiniz mi? ‘Topraklanma’ olarak bilinen bu olgunun bilimsel bir nedeni vardır. Serbest radikal formundaki pozitif elektronlar vücudumuzda birikebilir. Negatif yüklü kum ve tuzlu su ile doğrudan temas bunu dengeler. Bu nedenle sahilde olduğunuzda muhtemelen daha enerjik ve rahat hissedersiniz. Çoğumuzun doğal olarak denize çekildiğini hissetmemizin nedeni budur.”</p>



<p><strong>“BAĞIŞIKLIK SİSTEMİNİ GÜÇLENDİRİR&#8221;</strong></p>



<p>Deniz suyunun bağışıklık sistemine olumlu etkileri olduğunu dile getiren Uzm. Dr. Yaşan, “Deniz suyu bağışıklık sistemine, anemiye ve yüksek kan şekeri düzeylerine iyi gelir. Bu nedenle modern tıpta, özellikle bağışıklık sistemimize yardımcı olma özelliği nedeniyle artık her zamankinden daha fazla kullanılıyor. Ayrıca tuzlu su virüslere, bakterilere ve patojenlere karşı direncimizi arttırır” dedi.</p>



<p><strong>“SİNDİRİM SİSTEMİNE İYİ GELİR&#8221;</strong></p>



<p>Deniz suyunun sindirim sistemi için de bazı faydaları olduğuna değinen Uzm. Dr. Yaşan, “Az miktarda yutulan deniz suyu kalın bağırsağınızın temizlenmesine yardımcı olabilir. Tuzlu su içmenin neden olduğu bu uyarılmış bağırsak hareketi, detoks benzeri bir etki oluşturarak toksinleri, atık maddeleri ve mevcut parazitleri ortadan kaldırır” diye konuştu.</p>



<p><strong>“DENİZ SUYU SAKİNLEŞTİRİR”</strong></p>



<p>Uzm. Dr. Yaşan, deniz suyunun psikolojik açıdan olumlu etkilerini ise şöyle açıkladı:</p>



<p>“İster kumlu bir kıyıya hafifçe vuran su, ister deniz bariyerini döven büyük dalgalar olsun, suyun büyüleyici etkisi çoğu zaman kaygısız bir transa girmenize yardımcı olmak için yeterlidir. Suyun hem görsel hem de işitsel unsurlara sahip olması yumuşak bir odaklanmaya girmenize yardımcı olur; bu, farkındalık veya meditasyon uygulamaları sırasında meydana gelen türden bir şeydir.”</p>



<p>Deniz suyunun hayatımızı zenginleştiren, doğal şifa veren bir su olduğunu dile getiren Liv Hospital Samsun Kardiyoloji Kliniğinden Uzm. Dr. Mustafa Yaşan, deniz ve kalp sağlığı arasındaki ilişki hakkında bilgilendirmede bulundu.</p>



<p>Dünya yüzeyinin yüzde 68’inden fazlasını kaplayan tuzlu suyun insan sağlığına faydalarının bilimsel olarak inceleme konusu olduğuna dikkat çeken Kardiyoloji Uzmanı Dr. Mustafa Yaşan, insan vücudunun da benzer oranda bu değerli sıvıdan oluşmasının tesadüf olmadığını ifade etti. Uzm. Dr. Yaşan, deniz suyunun sağlığa faydalarını anlattı.</p>



<p><strong>“KALP SAĞLIĞINIZA İYİ GELİR”</strong></p>



<p>Denizdeki hidrostatik basınç ve suyun hareketli olmasının kan dolaşımını hızlandırarak kan basıncını düşürdüğünü ve kalp-damar sağlığı üzerine iyileştirici etkisinin olduğunu vurgulayan Uzm. Dr. Yaşan, şu bilgileri paylaştı:</p>



<p>“Yüzme vücuttaki hemen hemen her kas grubunu çalıştırarak kalp sağlığını iyileştirir, dolaşımı ve dayanıklılığı artırır. Su direnci havadan yaklaşık 44 kat daha fazla olduğundan denizde yüzmek, kalbi ve akciğerleri güçlendirmenin etkili bir yoludur. Yüzmek eklemlere fazla yük bindirmeyeceğinden her yaş ve fitness seviyesine uygundur. Sahilin sakin ortamı kan basıncını düşürmeye ve rahatlamayı teşvik ederek kardiyovasküler sağlığı daha da destekleyebilir. İster hafif bir yüzme, ister güçlü bir deniz egzersizi olsun, tuzlu suda olmanın kalp sağlığına faydaları önemli ve kalıcıdır.”</p>



<p><strong>“DENİZ SUYUNUN GENÇLEŞTİRİCİ ETKİSİ VARDIR&#8221;</strong></p>



<p>Deniz suyunun kişiyi yenilenmiş hissettirdiğini belirten Uzm. Dr. Yaşan, “Tuzlu sudaki yüksek magnezyum seviyeleri sayesinde denizin içinde veya yakınında olmak kaslarınızı ve sinir işlevlerinizi düzenlemenize, kan şekeri seviyenizi düzenlemenize ve hatta uykunuzu iyileştirmenize yardımcı olabilir. Bu çoğu zaman kendinizi yenilenmiş hissetmenize neden olur. Dalgaların ritmik sesleri aynı zamanda sirkadiyen ritminizi dengelemenize de yardımcı olur” dedi.</p>



<p><strong>“CİLDİNİZİ İYİLEŞTİRİR”</strong></p>



<p>Alkali bir su olan deniz suyunun magnezyum, çinko, demir ve potasyum gibi mineraller bakımından zengin olduğunu sözlerine ekleyen Uzm. Dr. Yaşan, “Bu mineraller iltihabı azaltmaya, cildimizi korumaya ve her türlü sıyrık, kesik veya yarayı iyileştirmeye yardımcı olabilir. Tuzlu su ayrıca selülit görünümünü azaltabilen lenf sıvısının akışını artırmada da etkilidir. Vücudumuzun çalışması ve gelişmesi için eser minerallere de ihtiyacı vardır. Öyle ki deniz suyu ihtiyacımız olan temel eser miktardaki besin maddelerinin çoğunu içerir. Bunlara magnezyum, manganez, kobalt, sodyum, kalsiyum, potasyum ve bor dâhildir. Ancak endişelenmeyin, bu eser mineralleri elde etmek için tuzlu su içmenize gerek yok. Denizin içinde veya yakınında olduğunuzda cildiniz tarafından vücudunuz tarafından emilirler” şeklinde konuştu.</p>



<p><strong>“NEFESİNİZE İYİ GELİR”</strong></p>



<p>Denizde yüzmenin nefes alıp verirken hissettiğimiz tıkanıklığın açılmasına yardımcı olabileceğine dikkat çeken Uzm. Dr. Yaşan, “Deniz suyu saman nezlesi, sinüzit ve astım semptomlarını hafifletebilir. Bunun nedeni denizdeki tuzlu suyun iltihabı azaltması ve vücudunuzun kendi sıvılarını taklit etmesidir. Deniz havası yüksek tuz içeriğine sahip olduğundan aslında daha yoğundur ve bu da nefes aldıkça boğazınızı ve&nbsp;<a href="https://www.kibrispostasi.com/keyword/110" target="_blank" rel="noreferrer noopener"></a><a href="https://www.kibrispostasi.com/keyword/110" target="_blank" rel="noreferrer noopener"></a><a href="https://www.kibrispostasi.com/keyword/110" target="_blank" rel="noreferrer noopener"></a><a href="https://www.kibrispostasi.com/keyword/110" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Solunum</a>&nbsp;sisteminizi temizleyeceği anlamına gelir. Sonuç olarak daha rahat nefes alınabilir ve daha kaliteli bir uyku uyumanıza neden olur. Deniz havasının nispeten daha serin olması nedeniyle gün içerisinde sizi daha uyanık ve enerjik tuttuğu da bilinmektedir” ifadelerini kullandı.</p>



<p>Deniz suyunun rahatlatıcı etkilerine de dikkat çeken Uzm. Dr. Yaşan, şu bilgileri paylaştı:</p>



<p>“Sahilde yalınayak yürürken hiç dünyayla barışık hissettiniz mi? ‘Topraklanma’ olarak bilinen bu olgunun bilimsel bir nedeni vardır. Serbest radikal formundaki pozitif elektronlar vücudumuzda birikebilir. Negatif yüklü kum ve tuzlu su ile doğrudan temas bunu dengeler. Bu nedenle sahilde olduğunuzda muhtemelen daha enerjik ve rahat hissedersiniz. Çoğumuzun doğal olarak denize çekildiğini hissetmemizin nedeni budur.”</p>



<p><strong>“BAĞIŞIKLIK SİSTEMİNİ GÜÇLENDİRİR&#8221;</strong></p>



<p>Deniz suyunun bağışıklık sistemine olumlu etkileri olduğunu dile getiren Uzm. Dr. Yaşan, “Deniz suyu bağışıklık sistemine, anemiye ve yüksek kan şekeri düzeylerine iyi gelir. Bu nedenle modern tıpta, özellikle bağışıklık sistemimize yardımcı olma özelliği nedeniyle artık her zamankinden daha fazla kullanılıyor. Ayrıca tuzlu su virüslere, bakterilere ve patojenlere karşı direncimizi arttırır” dedi.</p>



<p><strong>“SİNDİRİM SİSTEMİNE İYİ GELİR&#8221;</strong></p>



<p>Deniz suyunun sindirim sistemi için de bazı faydaları olduğuna değinen Uzm. Dr. Yaşan, “Az miktarda yutulan deniz suyu kalın bağırsağınızın temizlenmesine yardımcı olabilir. Tuzlu su içmenin neden olduğu bu uyarılmış bağırsak hareketi, detoks benzeri bir etki oluşturarak toksinleri, atık maddeleri ve mevcut parazitleri ortadan kaldırır” diye konuştu.</p>



<p><strong>“DENİZ SUYU SAKİNLEŞTİRİR”</strong></p>



<p>Uzm. Dr. Yaşan, deniz suyunun psikolojik açıdan olumlu etkilerini ise şöyle açıkladı:</p>



<p>“İster kumlu bir kıyıya hafifçe vuran su, ister deniz bariyerini döven büyük dalgalar olsun, suyun büyüleyici etkisi çoğu zaman kaygısız bir transa girmenize yardımcı olmak için yeterlidir. Suyun hem görsel hem de işitsel unsurlara sahip olması yumuşak bir odaklanmaya girmenize yardımcı olur; bu, farkındalık veya meditasyon uygulamaları sırasında meydana gelen türden bir şeydir.”</p><p>The post <a href="https://npnhaber.com/dunya/2024/deniz-suyu-kalp-sagligina-iyi-geliyor/">Deniz suyu kalp sağlığına iyi geliyor</a> first appeared on <a href="https://npnhaber.com">NPNHaber - Kıbrıs Haberleri</a>.</p>]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;40 yaş üstü erkeklerde gizli prostat olabilir&#8221; uyarısı</title>
		<link>https://npnhaber.com/turkiye/2024/40-yas-ustu-erkeklerde-gizli-prostat-olabilir-uyarisi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 01 Feb 2024 08:55:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://npnhaber.net/?p=124558</guid>

					<description><![CDATA[<p>Medipol Üniversitesi Çamlıca Hastanesi Üroloji Bölümünden Doç. Dr. Hasan Hüseyin Tavukçu, ailesinde prostat kanseri öyküsü olan 40 yaş üstündeki erkeklere uyarıda bulunarak, 40 yaş üstünde gizli prostat olabileceğini, bu kanser türünün genellikle sinsi ilerlediğini bildirdi. Hastaneden yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Doç. Dr. Hasan Hüseyin Tavukçu, prostat kanserinde erken teşhisin önemine değinerek, 40 yaşını geçmiş &#8230;</p>
<p>The post <a href="https://npnhaber.com/turkiye/2024/40-yas-ustu-erkeklerde-gizli-prostat-olabilir-uyarisi/">“40 yaş üstü erkeklerde gizli prostat olabilir” uyarısı</a> first appeared on <a href="https://npnhaber.com">NPNHaber - Kıbrıs Haberleri</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Medipol Üniversitesi Çamlıca Hastanesi Üroloji Bölümünden Doç. Dr. Hasan Hüseyin Tavukçu, ailesinde prostat kanseri öyküsü olan 40 yaş üstündeki erkeklere uyarıda bulunarak, 40 yaş üstünde gizli prostat olabileceğini, bu kanser türünün genellikle sinsi ilerlediğini bildirdi.</p>



<p>Hastaneden yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Doç. Dr. Hasan Hüseyin Tavukçu, prostat kanserinde erken teşhisin önemine değinerek, 40 yaşını geçmiş tüm erkeklerin PSA kan tahlili ve prostat muayenesi yaptırması gerektiğini vurguladı.</p>



<p>PSA kan tahlilinin yüksek çıkması durumunda tahlilin mutlaka tekrarlanması gerektiğini kaydeden Tavukçu, şu ifadeleri kullandı:</p>



<p>&#8220;PSA testi yüksek çıkarsa ve prostat muayenesinde anormal bulgu saptanırsa prostat MR görüntülenmeli. MR görüntülemesinde kanser yönünde şüpheli lezyon saptananlara, PSA testi yüksek olanlara ve prostat muayenesinde anormal bulgu rastlananlara mutlaka prostat iğne biyopsisi yapılmalı. Prostat biyopsisi hastanın özelliklerine göre ve prostat MR bulgularına göre transrektal (makat içinden) veya transperineal (ciltten) yapılır. Biyopsi sonrası enfeksiyon riskini azaltmak için transperineal prostat biyopsisi öneriyoruz.&#8221;</p>



<p>&#8211; &#8220;Hastalar aynı gün taburcu olabiliyor&#8221;</p>



<p>Doç. Dr. Hasan Hüseyin Tavukçu, prostat MR&#8217;ın, hem biyopsiye karar verme hem de olası bir cerrahi planlama açısından kullanıldığını belirterek, &#8220;MR sonucunda kanser şüphesi tespit edilen lezyonlara MR-USG füzyon biyopsisi denilen odaklanmış veya hedeflenmiş biyopsi yöntemi yapılır.&#8221; değerlendirmesinde bulundu.</p>



<p>Perineal prostat MR-USG füzyon biyopsisinin genel veya lokal anestezi yöntemiyle yapıldığını ve hastaların aynı gün taburcu olduğunu kaydeden Tavukçu, &#8220;Hangi yöntemin uygulanacağına doktorunuzun önerisi ve hastanın tercihi ile karar verilir. MR-USG Füzyon biyopsisi ileri bir teknoloji olduğu için maliyeti de daha yüksektir.&#8221; ifadelerini kullandı.</p><p>The post <a href="https://npnhaber.com/turkiye/2024/40-yas-ustu-erkeklerde-gizli-prostat-olabilir-uyarisi/">“40 yaş üstü erkeklerde gizli prostat olabilir” uyarısı</a> first appeared on <a href="https://npnhaber.com">NPNHaber - Kıbrıs Haberleri</a>.</p>]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Medical Point Gaziantep Hastanesi&#8217;nden &#8220;zatürre&#8221;ye ilişkin bilgilendirme</title>
		<link>https://npnhaber.com/turkiye/2023/medical-point-gaziantep-hastanesinden-zaturreye-iliskin-bilgilendirme/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 12 Dec 2023 10:49:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://npnhaber.net/?p=111760</guid>

					<description><![CDATA[<p>Medical Point Gaziantep Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzm. Dr. Demet Çetin, &#8220;Zatürre hastalığı dünyadaki hastalıklar içerisinde ölümle sonuçlanan beşinci hastalık. Antibiyotik kullanımı ve aşılamanın sağlanması, hastalığın görülme sıklığını ve ölüm oranını azaltıyor, bu hastalık halen ciddi riskli bir hastalık.&#8221; ifadelerini kullandı. Medical Point Gaziantep Hastanesi&#8217;nden yapılan açıklamaya göre, Kovid-19&#8217;un ardından, Çin&#8217;de geçtiğimiz günlerde görülen özellikle çocuklarda &#8230;</p>
<p>The post <a href="https://npnhaber.com/turkiye/2023/medical-point-gaziantep-hastanesinden-zaturreye-iliskin-bilgilendirme/">Medical Point Gaziantep Hastanesi’nden “zatürre”ye ilişkin bilgilendirme</a> first appeared on <a href="https://npnhaber.com">NPNHaber - Kıbrıs Haberleri</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Medical Point Gaziantep Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzm. Dr. Demet Çetin, &#8220;Zatürre hastalığı dünyadaki hastalıklar içerisinde ölümle sonuçlanan beşinci hastalık. Antibiyotik kullanımı ve aşılamanın sağlanması, hastalığın görülme sıklığını ve ölüm oranını azaltıyor, bu hastalık halen ciddi riskli bir hastalık.&#8221; ifadelerini kullandı.</p>



<p>Medical Point Gaziantep Hastanesi&#8217;nden yapılan açıklamaya göre, Kovid-19&#8217;un ardından, Çin&#8217;de geçtiğimiz günlerde görülen özellikle çocuklarda öne çıkan salgın bir hastalık uluslararası kamuoyunda oldukça yer buldu. Dünya Sağlık Örgütü&#8217;nün yaptığı açıklamaya göre gizemli virüsün tek bir patojene sahip olmadığı ve farklı patojenler olduğu iddiaları gündemi oldukça meşgul etti.</p>



<p>Zatürre ya da diğer adıyla pnömoni akciğer dokusunun iltihaplanması olarak bilinirken, bakteri, virüs veya mantar gibi bazı organizmalar vücutta enfeksiyon oluşmasına yol açarak zatürre oluşumuna neden olabiliyor.</p>



<p>Açıklamada görüşlerine yer verilen Medical Point Gaziantep Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzm. Dr. Demet Çetin, zatürre hastalığının dünyadaki hastalıklar içerisinde ölümle sonuçlanan beşinci hastalık olduğuna dikkati çekerek, şunları kaydetti:</p>



<p>&#8220;Antibiyotik kullanımı ve aşılamanın sağlanması, hastalığın görülme sıklığını ve ölüm oranını azaltıyor, bu hastalık halen ciddi riskli bir hastalık. Zatürre hastalığı bakteriler başta olmak üzere çeşitli mikroorganizmalara bağlı olarak meydana geliyor. Bazı zatürre türlerinde hasta kişiden sağlam kişilere doğrudan bulaşma riski olan bu hastalık çoğunlukla, hastanın kendi ağız, boğaz veya sindirim kanalında bulunan mikropların akciğere ulaşmasıyla meydana geliyor. Normal durumlarda hastalığa neden olmayan bu mikroplar, vücudun savunmasının zayıf düştüğü kişilerde zatürre oluşumuna neden oluyor. Özellikle çocuklarda, 65 yaş üstü kişilerde, kronik bir hastalığa sahip olanlarda (böbrek, şeker, kalp veya akciğer hastalığı gibi), sigara kullananlarda, bağışıklık sistemini baskılayan bir hastalık veya ilaç kullanımı varlığında zatürre hastalığı daha sık görülür. Hapşırık ve öksürükle yayılabildikleri gibi, ağız ve burun sekresyonlarıyla bulaşmış bardak, mendil, çatal-kaşık, kapı kolu gibi eşyalar aracılığıyla diğer kişilere geçebilirler. Zatürre tipik ve atipik olarak karşımıza çıkmaktadır.&#8221;</p>



<p>-&#8220;Tipik zatürrede ani başlayan, ateş, öksürük, sarı-yeşil, balgam, göğüs ağrısı, halsizlik görülür&#8221;</p>



<p>Çetin, tipik zatürrede ani başlayan, ateş, öksürük, sarı-yeşil, balgam, göğüs ağrısı, halsizlik, atipik zatürrede ise başta eklem ağrısı, boğaz ağrısı, hafif veya orta ateş, kuru öksürük görüldüğünü aktardı.</p>



<p>Zatürre belirtileriyle gelen hastaların muayene edildikten sonra çoğunlukla akciğer grafileri çekilerek tanı konduğunu bildiren Çetin, şu bilgileri verdi:</p>



<p>&#8220;Ağır zatürre durumlarında ve hastanede yatarak tedavi olması gereken hastalarda kan testleri, bilgisayarlı tomografi ve balgam testleri gibi ileri incelemeler gerekebilir. Zatürreye neden olan mikrobun belirlenmesi için balgam örneğinin incelenmesi gerekir. Ancak çoğu zaman değişik nedenlerle mikrobu belirlemek mümkün olamayabilir. Zatürrenin tedavisinde genellikle antibiyotikler, bol sıvı alımı, istirahat, ağrı kesiciler ve ateş düşürücüler kullanılır. Hastaneye yatması gereken hastalarda daha farklı tedaviler gerekebilir. Çok ağır zatürre durumlarında yoğun bakımda yatış, solunum desteği uygulanma zorunluluğu doğabilir.&#8221;</p>



<p>Zatürreden korunmak için tüm salgınlarda olduğu gibi öncelikle, hasta ile temas edildikten sonra el yıkamanın oldukça elzem olduğunu belirten Uzman Doktor Demet Çetin, korunma yöntemlerinden diğerinin grip aşısı olduğunu ve bu aşının gripten koruyarak üstüne gelebilecek bir zatürreyi engellediğini aktardı. Çetin, zatürrenin diğer korunma yönteminin ise, zatürre aşısı yaptırmak olduğunu kaydederek, vatandaşları dikkatli olmaları konusunda uyardı.</p><p>The post <a href="https://npnhaber.com/turkiye/2023/medical-point-gaziantep-hastanesinden-zaturreye-iliskin-bilgilendirme/">Medical Point Gaziantep Hastanesi’nden “zatürre”ye ilişkin bilgilendirme</a> first appeared on <a href="https://npnhaber.com">NPNHaber - Kıbrıs Haberleri</a>.</p>]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Cyprus Virtual Lions, antibiyotik kullanımı hakkında sanal söyleşi düzenleyecek</title>
		<link>https://npnhaber.com/saglik/2023/cyprus-virtual-lions-antibiyotik-kullanimi-hakkinda-sanal-soylesi-duzenleyecek/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 22 Nov 2023 02:48:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://npnhaber.net/?p=99636</guid>

					<description><![CDATA[<p>Cyber-Lions topluluğu olan Young Professional Cyprus Virtual, antibiyotik kullanımı hakkında sosyal farkındalık temalı çevrim içi söyleşi düzenleyecek. Young Professionals Cyprus Virtual&#8217;dan yapılan açıklamaya göre, Doğu Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi&#8217;nden Doç. Dr. Mümtaz Güran&#8217;ın konuk konuşmacı olacağı sanal söyleşi, perşembe akşamı 19.30&#8217;da Zoom uygulaması üzerinden yapılacak. 18-24 Kasım Dünya Antimikrobiyal Farkındalık Haftası nedeniyle düzenlenecek sanal söyleşinin &#8230;</p>
<p>The post <a href="https://npnhaber.com/saglik/2023/cyprus-virtual-lions-antibiyotik-kullanimi-hakkinda-sanal-soylesi-duzenleyecek/">Cyprus Virtual Lions, antibiyotik kullanımı hakkında sanal söyleşi düzenleyecek</a> first appeared on <a href="https://npnhaber.com">NPNHaber - Kıbrıs Haberleri</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Cyber-Lions topluluğu olan Young Professional Cyprus Virtual, antibiyotik kullanımı hakkında sosyal farkındalık temalı çevrim içi söyleşi düzenleyecek.</p>



<p>Young Professionals Cyprus Virtual&#8217;dan yapılan açıklamaya göre, Doğu Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi&#8217;nden Doç. Dr. Mümtaz Güran&#8217;ın konuk konuşmacı olacağı sanal söyleşi, perşembe akşamı 19.30&#8217;da Zoom uygulaması üzerinden yapılacak.</p>



<p>18-24 Kasım Dünya Antimikrobiyal Farkındalık Haftası nedeniyle düzenlenecek sanal söyleşinin moderatörlüğünü Kulüp Başkanı Arda Çileker üstlenecek.</p>



<p>Girişlerin 19.15 itibarıyla kabul edileceği sanal söyleşi için ön kayıt şartı bulunmuyor.&nbsp;</p>



<p>Sanal söyleşiye katılmak isteyenlerin, görselde yer alan QR kodunu taraması ve şifre için &#8216;lions&#8217; yazması gerektiği, ya da Zoom uygulamasından, “Meeting ID: 891 2965 6469, Passcode: lions” giriş bilgilerini kullanarak toplantıya katılabileceği kaydedildi.&nbsp;</p><p>The post <a href="https://npnhaber.com/saglik/2023/cyprus-virtual-lions-antibiyotik-kullanimi-hakkinda-sanal-soylesi-duzenleyecek/">Cyprus Virtual Lions, antibiyotik kullanımı hakkında sanal söyleşi düzenleyecek</a> first appeared on <a href="https://npnhaber.com">NPNHaber - Kıbrıs Haberleri</a>.</p>]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Antibiyotikler, grip ve soğuk algınlığı tedavisine katkı sağlamıyor</title>
		<link>https://npnhaber.com/turkiye/2023/antibiyotikler-grip-ve-soguk-alginligi-tedavisine-katki-saglamiyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 18 Nov 2023 09:22:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://npnhaber.net/?p=97359</guid>

					<description><![CDATA[<p>Medipol Üniversitesi Çamlıca Hastanesi İç Hastalıkları ve Nefroloji Bölümü&#8217;nden Prof. Dr. Şehmus Özmen, Toplumun antibiyotik kullanımında bilinçlenmesi gerektiğini aktararak, Dünya Antibiyotik Farkındalık Günü kapsamında açıklamalarda bulundu. Hastaneden yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Prof. Dr. Özmen, antibiyotiklerin mikroplar üzerinde öldürücü etkisi olduğunu ve enfeksiyon tablosuna sebep olan mikroorganizma antibiyotiğe duyarlı ise veya duyarlı olacağı öngörülüyorsa tercih &#8230;</p>
<p>The post <a href="https://npnhaber.com/turkiye/2023/antibiyotikler-grip-ve-soguk-alginligi-tedavisine-katki-saglamiyor/">Antibiyotikler, grip ve soğuk algınlığı tedavisine katkı sağlamıyor</a> first appeared on <a href="https://npnhaber.com">NPNHaber - Kıbrıs Haberleri</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Medipol Üniversitesi Çamlıca Hastanesi İç Hastalıkları ve Nefroloji Bölümü&#8217;nden Prof. Dr. Şehmus Özmen, Toplumun antibiyotik kullanımında bilinçlenmesi gerektiğini aktararak, Dünya Antibiyotik Farkındalık Günü kapsamında açıklamalarda bulundu.</p>



<p>Hastaneden yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Prof. Dr. Özmen, antibiyotiklerin mikroplar üzerinde öldürücü etkisi olduğunu ve enfeksiyon tablosuna sebep olan mikroorganizma antibiyotiğe duyarlı ise veya duyarlı olacağı öngörülüyorsa tercih edilmesi gerektiğini bildirdi.</p>



<p>Çocuklarda özellikle yüksek ateş, öksürük ve boğaz ağrısı gibi sorunlarda ebeveynlerin hemen antibiyotiğe sarıldığını aktaran Özmen, gereksiz kullanılan antibiyotiklerin böbrek, karaciğer ve diğer organlar üzerine gereksiz toksik yük oluşturduğunu belirtti.</p>



<p>&#8211; &#8220;Uzun süre kullanımı bakterilerde direnç oluşturur &#8220;</p>



<p>Prof. Dr. Özmen, antibiyotik kullanımının yeterli dozda ve mümkün olduğu kadar kısa bir süre uygulanması gerektiğini, etkisiz dozda veya gerektiğinden daha uzun süreli kullanımlarda ise bakterinin direnç kazanmasını kolaylaştırdığını kaydetti.</p>



<p>Antibiyotiklerin kullanımındaki en büyük hatalardan birinin de grip ve soğuk algınlığında alınması olduğunu aktaran Özmen, şunları kaydetti:</p>



<p>&#8220;Grip ve soğuk algınlığı tedavisine antibiyotikler herhangi bir katkı sağlamaz, hatta yan etkileri açısından hastaya zararı bile verebilir. Soğuk algınlığı ve gripte etken virüslerdir ve antibiyotikler bu virüslere etki etmez. Antibiyotikler ise bakterilere karşı etkili olan ilaçlardır. Aminoglikozid grubu antibiyotikler özellikle böbreklere zararlıdırlar ve akut böbrek hasarı yapabilirler. Diğer antibiyotikler özel olarak zararlı olmasalar da bazı bireylerde böbreğe zarar verebilirler.&#8221;</p>



<p>&#8211; Antibiyotik kullanımında gerileme var</p>



<p>Prof. Dr. Özmen, antibiyotiklerin etkili kullanılmasındaki önemli noktalardan birinin de reçetesiz satılamaması olduğunu aktararak, &#8220;Türkiye&#8217;de 2011&#8217;de kutu bazında tüm ilaç satışında yüzde 13 olan antibiyotik oranı, akılcı antibiyotik kullanım tedbirleriyle 2021&#8217;de yüzde 6&#8217;ya gerilemiştir. Ancak dünya genelinde ve ülkemizde antibiyotik direnç sorunu ciddi bir sorun olmaya devam etmektedir. Bu nedenle doğru ve bilinçli ilaç kullanımı için hem sağlık mensupları hem de toplum eğitilmelidir.&#8221; ifadelerini kullandı.</p><p>The post <a href="https://npnhaber.com/turkiye/2023/antibiyotikler-grip-ve-soguk-alginligi-tedavisine-katki-saglamiyor/">Antibiyotikler, grip ve soğuk algınlığı tedavisine katkı sağlamıyor</a> first appeared on <a href="https://npnhaber.com">NPNHaber - Kıbrıs Haberleri</a>.</p>]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kovid-19&#8217;un iki yeni varyantı kapanma riski yaratmasa da tedbir şart</title>
		<link>https://npnhaber.com/turkiye/2023/kovid-19un-iki-yeni-varyanti-kapanma-riski-yaratmasa-da-tedbir-sart/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 13 Sep 2023 12:54:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://npnhaber.net/?p=57583</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tıbbi biyoloji ve genetik uzmanı Prof. Dr. Nedime Serakıncı, Kovid-19&#8217;un &#8220;Pirola&#8221; ve &#8220;Eris&#8221; adlı iki yeni varyantının, yeniden kapanmayı gerektirmediğini belirtti ancak yaşlılar ve kronik rahatsızlığı bulunan risk grubundakilere, aşı ve maske gibi kişisel tedbirler almalarını önerdi. Tıbbi biyoloji ve genetik uzmanı KKTC Cumhurbaşkanlığı Sağlık Danışmanı Prof. Dr. Nedime Serakıncı, Kovid-19&#8217;un son varyantları Pirola ve &#8230;</p>
<p>The post <a href="https://npnhaber.com/turkiye/2023/kovid-19un-iki-yeni-varyanti-kapanma-riski-yaratmasa-da-tedbir-sart/">Kovid-19’un iki yeni varyantı kapanma riski yaratmasa da tedbir şart</a> first appeared on <a href="https://npnhaber.com">NPNHaber - Kıbrıs Haberleri</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Tıbbi biyoloji ve genetik uzmanı Prof. Dr. Nedime Serakıncı, Kovid-19&#8217;un &#8220;Pirola&#8221; ve &#8220;Eris&#8221; adlı iki yeni varyantının, yeniden kapanmayı gerektirmediğini belirtti ancak yaşlılar ve kronik rahatsızlığı bulunan risk grubundakilere, aşı ve maske gibi kişisel tedbirler almalarını önerdi.</p>



<p>Tıbbi biyoloji ve genetik uzmanı KKTC Cumhurbaşkanlığı Sağlık Danışmanı Prof. Dr. Nedime Serakıncı, Kovid-19&#8217;un son varyantları Pirola ve Eris&#8217;e ilişkin AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu.</p>



<p>Pirola varyantının bazı çevrelerce Omicron&#8217;un ilk ortaya çıkışından bu yana &#8220;en endişe verici yeni Kovid-19 türü&#8221; olarak tanımlandığını aktaran Serakıncı, resmi olarak &#8220;endişe verici bir değişken&#8221; olarak sınıflandırılmayan varyantın çok sayıda mutasyon taşıdığını ifade etti.</p>



<p>BA.2.86 koduyla gösterilen Pirola varyantının 2022&#8217;nin başlarında hızla artan vaka sayılarından sorumlu Omicron&#8217;un BA.2 alt değişkeninden evrimleştiğinin düşünüldüğünü dile getiren Serakıncı, &#8220;Artık BA.2.86 tanımlandı ve rutin olarak izlenebiliyor ve incelenebiliyor. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), Birleşik Krallık Sağlık Güvenliği Ajansı (UKHSA) ve uzmanların tümü, varyantla ilgili sonuçlara varılmadan önce daha fazla veriye ihtiyaç duyulduğunu savunur durumda.&#8221; diye konuştu.</p>



<p>-&#8220;Eris, Pirola varyantından daha yaygın&#8221;</p>



<p>Eris varyantının ise şubat ayında tespit edildiğini, temmuz itibarıyla daha çok konuşulmaya başlandığını belirten Serakıncı, &#8220;Elimizdeki veriler, Eris varyantının Pirola varyantından daha yaygın olduğunu gösteriyor. Bu varyant DSÖ tarafından &#8216;takip edilen varyant&#8217; olarak sınıflandırıldı.&#8221; dedi.</p>



<p>Nedime Serakıncı, mevcut verilere göre, bu iki varyantla ilgili, &#8220;Ülkelerin son 3 ayda Kovid-19 nedeniyle hastane yatışları yüksek oranlarında seyrediyor ve virüsün daha yaygın hale gelebileceğine dair işaretler var. Ancak rakamları dikkatli incelediğimizde bu yılın başında görülen seviyelerin oldukça altında olduğunu görüyoruz. Bu da Kovid-19 rakamlarında görülen yükselişin sosyal bağlantılı olabileceğini söylüyor.&#8221; değerlendirmesini yaptı.</p>



<p>-Pirola varyantının semptomları grip ve influenza ile örtüşüyor</p>



<p>Serakıncı, Pirola varyantının belirtilerini boğaz ağrısı, burun akıntısı, burun tıkanıklığı, hapşırma, balgamlı veya balgamsız öksürük, baş ağrısı, ses kısıklığı, kas ağrısı ve koku duyusunda değişiklikler olarak sıraladı.</p>



<p>Bu semptomların, influenza ve grip ile de örtüştüğünden test yaptırmayan bireyler tarafından daha hızlı bulaşa neden olduğunu ifade eden Prof. Dr. Serakıncı, Pirola varyantına ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu:</p>



<p>&#8220;Elimizdeki veriler, Pirola varyantının Omicron&#8217;dan daha ağır veya tehlikeli olmadığına işaret ediyor. Mevsim geçişlerinde her zaman olduğu gibi risk gruplarındaki bireylerin kendini koruması gerekiyor. Zaten influenza için de aynı durum geçerlidir. Risk grubunda olan bireyler, yaşlılar ve kronik rahatsızlığı olanlar ve bağışıklık sistemi baskılanmış olanlar, uzun süreli kapalı ve kalabalık ortamlarda bulunmamaya veya mümkünse havalandırmaya dikkat etmeli ve gerekiyorsa maske kullanarak korunmalı.&#8221;</p>



<p>-Eris varyantında boğaz ağrısı ve ishal ön planda</p>



<p>Eris varyantının semptomlarında diğer belirtilerin yanı sıra boğaz ağrısı ve ishalin öne çıktığına işaret eden Serakıncı, tat ve koku duyu değişikliği, öksürük, kas ve baş ağrısı, burun akıntısı, nefes darlığının görülebildiğini, varyantın kronik rahatsızlığı bulunan ve zayıf bağışıklık halinde alt solunum yolları rahatsızlıklarına yol açabileceğini söyledi.</p>



<p>-&#8220;Aşılarını yaptıran ve Kovid-19 geçirenlerin gerekli antikoru taşıyabileceği görüşündeyim&#8221;</p>



<p>Nedime Serakıncı, aşıların bu varyantlara etki edip etmediğine ilişkin, &#8220;Pirola ve Eris varyantlarının mevcut bağışıklık sistemimizden kaçabilme riski taşıyor. Bu nedenle, koronavirüse yakalanma riski yüksek gruplara, korumalarını artırılmalarını, aşıları yoksa Kovid-19 aşısı olmalarını, sonbahar aylarında influenza aşılarını da ihmal etmemelerini öneriyoruz. Ancak bunun sadece bir tedbir olduğunu belirtmek ve kişisel hijyene de dikkat etmek gerektiğini hatırlatmalıyım.&#8221; ifadelerini kullandı.</p>



<p>Prof. Dr. Serakıncı, Eris varyantının Pirola varyantından daha yaygın olduğuna dikkati çekerek &#8220;Genomik araştırmalar, Pirola varyantının hala düşük yaygınlıkta olduğuna işaret ediyor. Virüsteki mutasyonların aşı ve daha önce Kovid-19 geçirenlerin bağışıklık karışımından üretilen antikorların yeterince eşleşmeyeceği ve bu nedenle yeterli koruma sağlamayacağı riskinin bulunduğunu belirten görüşler var. Ancak aşılarını yaptıran ve Kovid-19 geçirenlerin bu varyantlara bağışıklık için gerekli antikoru taşıyabileceği görüşündeyim.&#8221; dedi.</p>



<p>-&#8220;Domuz gribinin ikinci yılındaki gibi bir tablo oluşabilir&#8221;</p>



<p>Prof. Dr. Serakıncı, yeni varyantların kapanmayı ve kapalı alanlarda zorunlu maske kullanımını geri getirip getirmeyeceğine ilişkin, şunları kaydetti:</p>



<p>&#8220;Bu iki varyant nedeniyle kapanmayı gerektirecek bir durum bulunmuyor. Ancak bu yıl kış aylarında, domuz gribinin ikinci yılındaki gibi ağır grip vakalarının görüleceğini düşünüyorum. Biraz daha açarsak tek başına influenzanın olduğu kışlardan biraz daha yaygın ve ikili üçlü enfeksiyonların görüleceği bir kış olacağını tahmin ediyorum. Özellikle riskli gruptakilerin aşı ve maske gibi kişisel tedbirlere dikkat etmeleri, yeterli uyku, sağlıklı beslenme ve egzersiz gibi takviyelerle bağışıklık sisteminin desteklenmesi yerinde olur. Ek olarak bulunduğumuz ortamlarda hava sirkülasyonuna dikkat edersek genel olarak bu kışı büyük bir sorun yaşamadan atlatacağımızı düşünüyorum. Böylece virüslerin alınacak tedbirlerle virüslerin yayılımını ve şiddetini kontrol etmek bizim elimizde.&#8221;</p>



<p>Her zaman yeni varyant ihtimali bulunduğunu belirten Serakıncı, &#8220;Fakat bu varyantların Kovid-19 ile ilk tanıştığımız kış veya ikinci kış seviyesindeki gibi bir tehdide dönüşmesini beklemiyoruz. Grip ve influenzanın yaygın olduğu dönemlerde gösterdiğimiz azami dikkati göstermemiz durumunda normalden çok daha zorlu bir kış geçirmeyi beklemiyorum.&#8221; diye konuştu.</p>



<p>Prof. Dr. Nedime Serakıncı, kronik rahatsızlığı bulunan ve bu belirtileri gösterenlerin doktora gitmelerini ve Kovid-19 testi yaptırmalarını önerdi. Serakıncı, sözlerini şöyle bitirdi:</p>



<p>&#8220;Kovid-19 yeni varyantları ile influenza ile örtüşen semtompları göz önüne alarak Kovid-19 testinin yanı sıra üst solunum yolu enfeksiyon testleri de yapılırsa her ağır grip vakasını Kovid-19 olarak nitelendirme durumuna düşmeyiz. Böylece etken ajan tam belirlenmiş olur ve daha sağlıklı veri ile tedaviye ulaşılmış olur.&#8221;</p><p>The post <a href="https://npnhaber.com/turkiye/2023/kovid-19un-iki-yeni-varyanti-kapanma-riski-yaratmasa-da-tedbir-sart/">Kovid-19’un iki yeni varyantı kapanma riski yaratmasa da tedbir şart</a> first appeared on <a href="https://npnhaber.com">NPNHaber - Kıbrıs Haberleri</a>.</p>]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>DSÖ’den korkutan uyarı: Kış öncesi coronada “endişe verici” artış yaşanıyor</title>
		<link>https://npnhaber.com/dunya/2023/dsoden-korkutan-uyari-kis-oncesi-coronada-endise-verici-artis-yasaniyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 07 Sep 2023 08:10:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://npnhaber.net/?p=53960</guid>

					<description><![CDATA[<p>DSÖ Genel Direktörü Ghebreyesus, kış mevsimi öncesinde koronavirüs vakalarında endişe verici artışın yaşandığını, Orta Doğu ve Asya&#8217;nın bazı bölgelerinde ölümlerin, Avrupa&#8217;da ise yoğun bakıma yatışların arttığını belirtti. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, DSÖ’nün haftalık basın toplantısında güncel sağlık konularına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Kuzey yarım kürede kış mevsimi öncesinde&#160;Koronavirüs&#160;vakalarında endişe verici artış &#8230;</p>
<p>The post <a href="https://npnhaber.com/dunya/2023/dsoden-korkutan-uyari-kis-oncesi-coronada-endise-verici-artis-yasaniyor/">DSÖ’den korkutan uyarı: Kış öncesi coronada “endişe verici” artış yaşanıyor</a> first appeared on <a href="https://npnhaber.com">NPNHaber - Kıbrıs Haberleri</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>DSÖ Genel Direktörü Ghebreyesus, kış mevsimi öncesinde koronavirüs vakalarında endişe verici artışın yaşandığını, Orta Doğu ve Asya&#8217;nın bazı bölgelerinde ölümlerin, Avrupa&#8217;da ise yoğun bakıma yatışların arttığını belirtti.</p>



<p>Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, DSÖ’nün haftalık basın toplantısında güncel sağlık konularına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.</p>



<p>Kuzey yarım kürede kış mevsimi öncesinde&nbsp;Koronavirüs&nbsp;vakalarında endişe verici artış yaşandığına işaret eden Ghebreyesus, “Orta Doğu ve Asya’nın bazı bölgelerinde ölümler, Avrupa’da ise yoğun bakıma başvurular ve birçok bölgede hastaneye yatışlar artıyor.” dedi.</p>



<p>Ghebreyesus,&nbsp;Koronavirüse dair DSÖ’nün elde ettiği verilerin sınırlı olduğunu, sadece 43 ülkenin (DSÖ’ye üye ülkelerin dörtte birinden azı) ölümler ve 20 ülkenin ise hastaneye yatışlarla ilgili DSÖ’yü bilgilendirdiğini vurguladı.</p>



<p>Küresel olarak baskın bir&nbsp;Koronavirüs&nbsp;varyantı olmadığını aktaran Ghebreyesus, “Eris” adı verilen EG.5 varyantın artış gösterdiğini kaydetti.</p>



<p>Koronavirüsün BA.2.86 varyantının 11 ülkede tespit edildiğini söyleyen Ghebreyesus, DSÖ’nün bu varyantı, bulaşıcılığını ve potansiyel etkisini değerlendirmek için yakından takip ettiğini dile getirdi.</p>



<p>Ghebreyesus, “DSÖ’nün en büyük endişelerinden biri, yakın zamanda bir doz&nbsp;Koronavirüs&nbsp;aşısı yaptıran risk altındaki kişilerin sayısının düşük olmasıdır. Risk altındaki kişiler tavsiye edilirse ek doz almalı.” ifadelerini kullandı.</p>



<p>SUDAN’DAKİ KRİZ</p>



<p>Sudan’da devam eden çatışmalar nedeniyle insani durumun daha da kötüye gittiğini anlatan Ghebreyesus, halkın yüzde 65’inin sağlık hizmetlerine ulaşamadığını ve çatışma bölgelerindeki sağlık merkezlerinin yüzde 70’inin faal olmadığını vurguladı.</p>



<p>Ghebreyesus, “Sudan’da sağlık merkezlerine yönelik saldırılar artarak devam ediyor. Şu ana kadar DSÖ, sağlık merkezlerine yönelik 56 saldırıyı doğruladı. Bu saldırılar 11 ölüm ve 38 yaralanmayla sonuçlandı. DSÖ, Sudan’da sağlık hizmetlerine yönelik artan saldırıları ve sağlık tesislerinin işgalini en güçlü şekilde kınıyor.” ifadelerini kullandı.</p>



<p>Sudan’daki ordu ile Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) arasında 15 Nisan’da başlayan çatışmalar nedeniyle yerinden edilen kişi sayısının 5 milyona yaklaştığını kaydeden Ghebreyesus, yaklaşık bir milyon kişinin komşu ülkelere kaçtığını söyledi.</p>



<p>DANG HUMMASI SALGINI YAŞANIYOR</p>



<p>Ghebreyesus, Bangladeş’te tarihin en şiddetli dang humması salgınının yaşandığını duyururken, nisanda başlayan salgın nedeniyle 135 binden fazla vaka ve 650 ölümün bildirildiğini ifade etti.</p>



<p>Nijerya’da ise şiddetli bir difteri salgınının yaşandığına işaret eden Ghebreyesus, 17 eyalette 9 binden fazla şüpheli vakanın rapor edildiğini ve 307 kişinin öldüğünü sözlerine ekledi.</p><p>The post <a href="https://npnhaber.com/dunya/2023/dsoden-korkutan-uyari-kis-oncesi-coronada-endise-verici-artis-yasaniyor/">DSÖ’den korkutan uyarı: Kış öncesi coronada “endişe verici” artış yaşanıyor</a> first appeared on <a href="https://npnhaber.com">NPNHaber - Kıbrıs Haberleri</a>.</p>]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
